Hoşgeldiniz Bebeklerim

·        Hoşgeldiniz Bebeklerim


·        Her şey 7. ayın bitimine 15 gün kala rutin doktor kontrolünde doktorumun bebeklerden birinin anneden temiz kanı alıp kirli kanı boşaltamadığı için gelişme geriliği gösterdiğini, içinde bulunduğu suyun gittikçe azaldığını ve artık anne karnında kalmaması gerektiğini söylemesiyle başladı.
·        günden itibaren yaşamım doğuma kadar bitmek bilmeyen NST cihazına bağlanmalar, 2 günde bir gidilen doktor randevuları ve mecbur kalmadıkça yerimden kıpırdamadan dinlenmeler şekline dönüştü. Hamileliğimin başından beri korktuğum erken doğum riski ve küvezde kalacakları kabusu maalesef gerçek oluyordu.
·        Beni üzen şey bir bebeğin beslenemeyip erken doğmak zorunda olmasıyla birlikte diğer bebeğin sağlıklı olduğu halde erken doğmak zorunda olmasıydı. Allah herkesi düzgün doktorun eline düşürsün derler ya işte belki de benim en şanlı olduğum nokta buydu. Anne karnında duracakları her 2 gün onları 1 hafta küvezde kalmaktan kurtaracak ve bebeklerin hayata bir adım daha sağlam tutunabileceklerdi. Bu sebeple beslenemeyen bebeğimin kalp atışları son radde gelene kadar  doktorumuzun yönlendirmesiyle doğumu erteledik. Artık Nst' deki çizgilerin iyice bozulduğunu gören doktorumuz bir gün içinde önce magnezyum takviyesi için hasteneye yatışımı sağladı ertesi gün de doğum gerçekleşti. Hastane ve doğum süreci detaylarından belirtmek istediğim tek şey bebeklerim mükemmel insanların eline doğdular.

·        Bunun dışında bendeki hiçbir şey iyi değildi. Allah hiçbir anneye evladının bu şekilde doğumunu göstermesin. Doğumdan 11 saat sonra bebeklerimi görebildim. Her taraflarında damar yolu açılması için batırılmış iğneler, beslenme için boğazlarından sokulmuş hortum, erken doğumun getirdiği kalp üflemesi, sindirim sıkıntısı, nefes problemleri ve bebeklerin yaşayıp yaşamayacakları belli olmayan upuzun bir süreç. Başta dediğim gibi asla haklarını ödeyemeyeceğim hemşireler sayesinde bu görüntüyü beynimizin arka tarafına atabildik. Kanguru bakımı denilen adını da o zaman öğrendiğim anne- bebek temasına kadar yüzüm hiç gülmedi diyebilirim. Yoğun bakıma girerken elinize sıktığınız dezenfektan kokusunu bebeğinizin kokusu diye belleyip eve gidene kadar onu koklamak, evdeki odalarının kapısını geçerken görmemek için hep kapalı tutmak, elinize tutuşturulan süt pompasıyla her 3 satte bir sanki bebek emziriyormuş gibi kucaklaşmaya çalışmak ve her şeye anlamsızca bakmak sadece yaşayan insanların anlayabileceği bir durumdur bence. Çok şükür ben hepsini atlattım.Bu vesileyle yanımda olduğunu hissettiren herkese teşekkür edeyim.
  
·        Bebeğin küvezde olan herkese diyorum ki sabredin geçiyor. Evet belki yüreğinizi deliyor geçiyor ama geçiyor sadece SABREDİN...


Sinem


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Barış ne demek anne

Çocuk İstismarı Hakkında

Kanguru Bakımı